Paylaşmanın Bereketi: İki Kardeşin Hikayesi
Ali ve Hasan, babalarından kalan tarlada buğday ekip geçimlerini sağlarken, birbirlerine daha fazla buğday vermek için gizlice çuvallarını doldururlar. Sabah olunca buğdaylarının eksilmediğini fark ederler ve Allah’ın bereketini üzerlerinde hissederler. Paylaşmanın ve iyiliğin gücünü anlayan kardeşler, fazladan gelen buğdayları köydeki fakirlere dağıtır. Böylece köyde herkes paylaşmayı öğrenir ve bolluk içinde yaşamaya başlar.


Paylaşmanın Bereketi: İki Kardeşin Hikayesi
Bir zamanlar, yemyeşil tarlaları, şırıl şırıl akan dereleriyle güzel bir köy varmış. Bu köyde Ali ve Hasan adında iki kardeş yaşarmış. Babalarından kalan küçük bir buğday tarlalarını ekip biçerek geçimlerini sağlarlarmış. Kardeşler birbirlerini çok sever, her işte birbirlerine destek olurlarmış.
Her yıl yaz sonunda tarlalarından topladıkları buğdayı eşit şekilde bölüşür, kış boyunca ailelerini doyururlarmış. Ancak bu yıl, ikisi de aynı düşünceyi akıllarına getirmiş:
Ali: “Kardeşim Hasan, benden daha çok çalışıyor. Ailesi de büyük, üç çocuğu var. Ona daha fazla buğday vermeliyim.”
Hasan: “Ağabeyim Ali, bana her zaman destek oldu. Ama onun ailesi küçük, kışı rahat geçirebilmesi için daha fazla buğdaya ihtiyacı var.”
Bu düşünceyle, gece herkes uyuduktan sonra, ikisi de birbirinden habersiz, kendi çuvallarından alıp diğerinin çuvalına ekliyormuş.
Gizli İyilik ve Allah’ın Rızası
Sabah olunca, kardeşler uyanıp çuvallarını kontrol ettiklerinde bir gariplik fark etmişler. Çuvallarındaki buğday eksilmemiş gibi görünüyormuş! Oysa dün gece kendi çuvallarından alıp diğerinin çuvalına eklemişlerdi.
İlk gece: “Herhalde yanlış saydım.” diyerek geçiştirmişler.
İkinci gece: Yine aynı şeyi yapmışlar ama buğdaylar azalmamış.
Üçüncü gece: “Bu nasıl olur? Allah’ın bir lütfu mu?” diyerek şaşırmışlar ama kimseye bir şey söylememişler.
Sonunda bir gece, yine buğday çuvallarını değiştirmek için tarlaya çıktıklarında, kardeşler birbirlerini yakalamış! Ellerinde buğday dolu torbalarla karşı karşıya kalınca şaşkınlıkla birbirlerine bakmışlar ve sonra gülümseyerek sıkıca sarılmışlar.
Ali: “Sen benim iyiliğimi düşünüyorsun, ben de seninkini. Allah bizim niyetimizi görüyor ve bereketini eksik etmiyor.”
Hasan: “Evet ağabey, ne kadar verirsek verelim, Allah bize daha fazlasını gönderiyor.”
Bu olaya şahit olan yaşlı bir köylü gülümseyerek yanlarına yaklaşmış:
Yaşlı Adam: “Evlatlarım, Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki: ‘Sadaka malı eksiltmez. Kul affederse Allah onu daha da yüceltir.’ Siz de paylaşmanın bereketini yaşadınız.”
Sadakanın ve Paylaşmanın Gücü
O yıl tarlalarında bereket hiç eksilmemiş. Herkesin tarlası kuraklık nedeniyle az mahsul verirken, Ali ve Hasan’ın tarlası, o yıl her zamankinden fazla buğday vermiş!
Bunu gören köylüler hayret etmiş:
“Nasıl olur? Aynı toprak, aynı yağmur, ama onların tarlası nasıl bu kadar bereketli?”
Kardeşler yaşlı adamın sözlerini hatırlayıp gülümsemişler. Allah’ın rızası için yaptıkları iyiliğin, tarlalarına bolluk ve bereket olarak geri döndüğünü anlamışlar.
O kadar çok buğdayları olmuş ki, sadece kendilerine değil, köydeki fakir insanlara da dağıtmışlar. Onların cömertliği köyde örnek olmuş ve herkes buğdayını ihtiyacı olanla paylaşmaya başlamış.
Böylece köyde kimse aç kalmamış, herkes bolluk içinde yaşamış. İki kardeşin hikayesi, “Paylaşmanın Bereketi” olarak nesiller boyu anlatılmış.
Ve böylece iyilik yapanın iyilik bulduğu bu güzel masal, çocuklara paylaşmanın, cömertliğin ve Allah’ın bereketinin gücünü öğreten bir ders olmuş.
Evet çocuklar Paylaşmanın Bereketi: İki Kardeşin Hikayesi adlı masalımızda burada bitti. Sizde Paylaşmanın Bereketi: İki Kardeşin Hikayesi gibi Dini Hikayeler yazarak tarafımıza gönderebilirsiniz. Gönderdiğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uyuyacak. Masal göndermek için aşağıda ki resme tıklayabilirsiniz.




